Mobil uygulamamız yayında! Konya gündeminde haberdar olmak için indirin.

İndir
Menü
Konya
...
ADANA
ADIYAMAN
AFYONKARAHİSAR
AĞRI
AMASYA
ANKARA
ANTALYA
ARTVİN
AYDIN
BALIKESİR
BİLECİK
BİNGÖL
BİTLİS
BOLU
BURDUR
BURSA
ÇANAKKALE
ÇANKIRI
ÇORUM
DENİZLİ
DİYARBAKIR
EDİRNE
ELAZIĞ
ERZİNCAN
ERZURUM
ESKİŞEHİR
GAZİANTEP
GİRESUN
GÜMÜŞHANE
HAKKARİ
HATAY
ISPARTA
MERSİN
İSTANBUL
İZMİR
KARS
KASTAMONU
KAYSERİ
KIRKLARELİ
KIRŞEHİR
KOCAELİ
KONYA
KÜTAHYA
MALATYA
MANİSA
KAHRAMANMARAŞ
MARDİN
MUĞLA
MUŞ
NEVŞEHİR
NİĞDE
ORDU
RİZE
SAKARYA
SAMSUN
SİİRT
SİNOP
SİVAS
TEKİRDAĞ
TOKAT
TRABZON
TUNCELİ
ŞANLIURFA
UŞAK
VAN
YOZGAT
ZONGULDAK
AKSARAY
BAYBURT
KARAMAN
KIRIKKALE
BATMAN
ŞIRNAK
BARTIN
ARDAHAN
IĞDIR
YALOVA
KARABÜK
KİLİS
OSMANİYE
DÜZCE
—
—

Ballı bitkisel formülasyon ile akciğer kanseri hücrelerinin yüzde 91 oranında yok edildiği iddiası

Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) İlaç ve Farmasötik Teknoloji Uygulama ve Araştırma Merkezi (İLAFAR) laboratuvarlarında gerçekleştirilen testlerde, geliştirilen özel ’ballı bitkisel formülasyonun’ A549 akciğer kanseri hücrelerini yüzde 91 oranında öldürdüğü, üstelik bunu yaparken sağlıklı hücre yapısını yüzde 90 oranında koruduğu bilimsel olarak ispatlandı

Yayınlanma Tarihi: 29.07.2026 12:17
|
Ballı bitkisel formülasyon ile akciğer kanseri hücrelerinin yüzde 91 oranında yok edildiği iddiası

Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) İlaç ve Farmasötik Teknoloji Uygulama ve Araştırma Merkezi (İLAFAR) laboratuvarlarında gerçekleştirilen testlerde, geliştirilen özel ’ballı bitkisel formülasyonun’ A549 akciğer kanseri hücrelerini yüzde 91 oranında öldürdüğü, üstelik bunu yaparken sağlıklı hücre yapısını yüzde 90 oranında koruduğu bilimsel olarak ispatlandı.


Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi (RTEÜ) İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Uluslararası İlişkiler ve Siyasi Tarih Uzmanı Doç. Dr. Abdulgani Bozkurt, ’Bayburtlu Lokman Hekim’ olarak tanınan babası Münür Bozkurt’un 41 yıllık geleneksel tıp birikimini KTÜ İLAFAR Laboratuvarları’na taşıyarak geliştirilen özel formülasyonun sağlıklı hücreleri yüzde 90 oranında korurken, akciğer kanseri hücrelerini yüzde 91 oranında yok ettiğini bilimsel olarak ispatladıklarını ve tam bağımsız bir Türkiye için sağlık alanında da yerli bir paradigma değişiminin şart olduğunu vurguladı. Babasının yıllar boyunca sürdürdüğü çalışmaları ispat etme fırsatı yakaladıklarını ve kendisinin de akademik olarak bu çalışmaları takip ettiğini dile getiren Doç. Dr. Bozkurt, "Babam çok önemli iddiaların ve çalışmaların sahibi ancak bugüne kadar yapmış olduğu çalışmalara bilimsel hüviyet kazandırma ve bilimsel olarak ispat etme noktasında çok fazla imkanımız olmamıştı. Yavaş yavaş bu imkanlar nispetince kendisinin çalışmalarını bilimsel verilerle destekleyecek ve bilimsel olarak ispatlayacak şekilde sürdürmeye başladık. Özellikle kanser üzerine yapmış olduğu çalışmaları ispatlama noktasında önemli bir aşama katettiğini düşünüyoruz" dedi.



"Kanser hücrelerini öldürürken sağlıklı hücrelerde de yıkım meydana getirdiğiniz zaman bunun çok bir kıymeti olmuyor"


Hazırlanan ballı bitkisel formülün kanserli hücreleri yüzde 91 öldürürken sağlıklı hücrelere zarar vermediğinin görüldüğünü belirten Bozkurt, "Karadeniz Teknik Üniversitesi İlaç ve Farmasötik Teknoloji Uygulama ve Araştırma Merkezi’ndeki çok kıymetli hocalarımızla beraber A549 diye tabir edilen akciğer kanser hücreleri üzerinde yapılan çalışmada önemli bir mesafe katedildi. Özellikle iki farklı çalışmasıyla bu kanser hücreleri üzerinde deneme yapıldı. Bir tanesi ballı bitkisel formülasyon, diğeri de sadece bitkisel formülasyon. Yapılan araştırmalara, çalışmalara göre özellikle ballı bitkisel formülasyonla birlikte kanser hücrelerinde yaklaşık yüzde 91’lik bir ölüm meydana geldiğini bilimsel olarak ispatlamış bulunmaktayız. Bu çok yüksek bir oran. Şu anda bu kadar yüksek oranda, bu şekilde başarıyı elde eden çalışma olarak biz ilk defa bu çalışmayı biliyoruz. Bununla beraber tabii kanser hücre çalışmalarında önemli hususlardan biri kanser hücresini öldürürken, sağlıklı hücrelere de zarar veriyor mu, vermiyor mu? Bu çalışma da beraber yürütülüyor. Buna da toksisite çalışması diyoruz. Toksik olarak da bakıldığı zaman çünkü kanser hücresini öldürebilirsiniz fakat kanser hücrelerini öldürürken sağlıklı hücrelerde de yıkım meydana getirdiğiniz zaman bunun çok bir kıymeti olmuyor. Dolayısıyla bizim yapmış olduğumuz, babamın çalışmasında, KTÜ’de İLAFAR merkezinde yapılan, kıymetli hocalarımızın yaptığı çalışmada, sağlıklı hücrelerde de toksisite barındırmadığı, yüzde 70’in üstünde bir oran zaten çıktığı zaman barındırmadığı anlamına geliyor. Yaklaşık yüzde 90’a yakın canlılığı da koruduğunu, bunu yaparken de kanser hücrelerini 100’den 91 ölümle 9’a kadar düşürdüğünü gördük. Çalışmalar farklı evreleriyle, aşamalarıyla tekrar sürdürülüyor, devam ediliyor çalışmalara. Dolayısıyla önümüzdeki süreçlerde bu çalışmanın çok daha ileri aşamaları hakkında da inşallah kamuoyuyla bilgi paylaşma imkanımız olacak" diye konuştu.



"Savunma sanayiinde olduğu gibi sağlıkta da bir paradigma değişikliği olması lazım"


Savunma sanayiinde olduğu gibi sağlıkta da bir paradigma değişikliği olması gerektiğini kaydeden Bozkurt "Tıbb-ı Nebevi’nin, geleneksel tıbbın en temel motivasyonu insanı fıtratla buluşturmaktır. Yani bir insanda bir hastalık varsa o hastalığı tedavi ederken 30-40 farklı yerde tahribat meydana getirmeyebiliriz de, getirmemek gerekiyor. Ama biz modern tıbba baktığımız zaman genelde bir hastalığın tedavisine odaklandığında, onu tedavi ederken 30-40 farklı bölgede, yerde de tahribat meydana getiriyor. Dolayısıyla tahribat meydana getirmeden tedaviler nasıl geliştirilebilir üzerine yoğunlaşmanın adıdır aslında Tıbb-ı Nebevi ya da geleneksel tıp. Bu anlamda biz buna sağlıkta bir paradigma değişikliği diyoruz. Ülkemiz savunma sanayiinde, benim de bir uzmanlık alanım olduğu için orayla da ilinti kurarak ifade ediyorum, savunma sanayiinde mesela savaş teorilerinde ve savaş paradigmasında bir değişiklik meydana getirdi. Denklemi bozuyorsunuz, yeni bir denklem kuruyorsunuz. Benzer şekilde Türkiye, sağlık ve gıda alanında özellikle paradigma değişimi meydana getiremediği müddetçe tam bağımsızlığına giden süreçte emin adımlarla gitmekte biraz zorlanacak. Dolayısıyla biz Türkiye’nin güçlü adımlarla tam bağımsız ve çok güçlü olduğu bir Türkiye inşasında bu yolu sağlıklı bir şekilde ilerletmesinin savunmayla tek başına yeterli olmayacağını, buna ilaveten sağlık ve gıda alanında da bir paradigma değişimine ihtiyaç duyduğumuza inanıyoruz. Çalışmalarımızı da bu motivasyonla yürütmeye devam ediyoruz" şeklinde konuştu.

İHA Haber Ajansı


Yorum Yap

0/1000 karakter
Tüm alanlar zorunludur. Yorumlar onaylandıktan sonra yayınlanır.

Yorumlar

0
Yükleniyor...

Yorumlar yükleniyor...